kendimi tanıma


minimalizm
elitizm
anarşizm
altruizm
nihilizm
romantizm
narsizm
melankolizm
manizm
kaosizm

.. kedisi

tonlarca duygum, ve dikkatsizliğimden kaynaklanan duygusuz ve ilgisiz gözükmem, değişen morallerim, yalnızlığımın önce umutsuzluğu, sonra anlık manik depresyonu olarak araya giren moralimin dengesizliği.. ve içimdeki sonsuz doluluk ve boşluğun beni ezip devirmesi..

duygulu insanları bu mu itiyor benden? (

bu kadar duygu fazla bana.. zararlı…
duygusuz hayat ne kadar anlamsız ise, bu kadar duyguyla da o kadar üzücü.. çünkü karşılığı yok, insanın kendi sonsuz duygusunun…

ek not: az önce depresif ilv normal arası bir durumda olduğumu düşünüyorum / karar verdim.
Not 2: Depresyondayım şuan (seviyesi az da olsa – normal- çizgisinin altında); ve feci susuzum. Aslında vücudum bi’ şekilde devam ediyor (nefes alıyorum) ama midem bulanıyor ve boğazım kupkuru.

Birşeyi daha farkettim, çok küçük anlar (ki onlar da sevinç ve neşenin yanında kayboluyorlar hemen) hatırlayamadığım ama bir kaç hafta olduğunu düşündüğüm bir süredir nerdeyse hiç depresyon yaşamamıştım…
Ya da şuan depresif (veya normal(imsi)) modda olduğum için hatırlayamıyorumdur.

Aslında belki de, depresif modda hiçbirşeyi hatırlayamıyorumdur… Acaba mani’de de mi depresif modları (yani içinde olanları / düşündüklerimi) hatırlayamıyorum?

Yokas… yoksasını unuttum.

Canım sıkılıyor, kantin’den ‘greenpeace’ ile konuşuyorum. Ama onun dedikleri beni mutlu etmiyor (olmak istesem de). Sonra birde birşey farkettim: az önce anlattıklarıyla mutlu olduğumu hatırlıyorum (ve anlattıklarında bir değişiklik yok), ama şimdi az önce niye ve nasıl mutlu olduğumu hatırlamıyor, anlayamıyorum. Konuştuğumuz konulara bakıyorum:

o- sıkılma, olsun, seni bağlayan biri çıkar belki
ben- hmm… çıkarsa da sıkılır benden, ya da (zamanında) anlayamam onun duygularını
o- niye sıkılsın? hem boşver, yalnız da mutlu olunur
ben- sadece mutlu olmak istiyor, ve elimden geleni yaptığımı sanıyorum
o- basit şeylerle bile mutlu olmalısın (/olabilirsin)
ben- … [birden bir belirsiz boşluk ve sonra konuma tekrar gelme, ama sıfırdan konulmuş gibi]
o- :’(
o- neyin var?

Halka Arz-u şerif ile slmhşbldkbrsçkgzlbifrm uçlarına yakın kelimeler ile benden karşılama bekleyenler, lütfen hızlandırılmış kipte farenizin imlecini (genellikle) sağ üst köşede bulunan çarpıya götürün ve farenizin tüm düğmelerine hareket ettirmeden basın*.

Neyse, komedinin içinden amacımı çıkaranlara sözüm, burası benim günlüğüm. Türkçe’ye uygun, cinas’lı (cinas ne ya), kafiyeli bir sayfa. ınternet üzerinde küçük bir nokta olması umrumda değil; onları dikkate alan kim? Hem mükemmelleşmek ve sadeleştirmek istediğim hayatımın zamanında birer gider, birer gereksiz “item**” onlar.

Hoşgeldiniz hepiniz, hoşbuldum.

*lazlarım’a not: aynı anda değil.
**item: diablo denen oyunda yerdeki çanak çömlek.

duygu bir ışıksa, duygusuzluk karanlık.
ve yaşama da görmek.

Ben, etrafımda bana akan hiç bir ışık olmadığından, karanlıktan görebilmek için gözlerimi kısmayı seçtim.

Ama..
Ya bir gün zifiri karanlık olursa.. görebilecek miyim?
Ve..
Ya bir gün, bana doğru o kadar ışık akarsa, kör olur muyum?
Bilmeden kapıyorum gözlerimi.